Her kadın Kırgızistan'ın spor endüstrisinde, özellikle de erkeklerin hakim olduğu antrenörlük alanında başarıya ulaşamaz. Ancak, profesyonellik, disiplin ve azim sayesinde bu engelleri aşan ve kendilerine yer bulan kadınlar da var. Bunlardan biri, Oş Devlet Üniversitesi kadın voleybol takımının baş antrenörü Nurzat İsmailova'dır.
Bu yıl, spor ve eğitim alanında verimli bir şekilde çalıştığı 25. yılını dolduruyor. Onun liderliğindeki “Üniversite” kadın kulübü, üç kez ülke şampiyonu oldu ve dört kez Kırgızistan Voleybol Federasyonu Başkanlık Kupası'nı kazandı. Bu röportajda Nurzat İsmailova'nın spor kariyeri, antrenörlük felsefesi ve gençlere olan inancından bahsedeceğiz.
— Nurzat,merhabalar? Biraz kendiniz hakkında bahsedebilir misinız?
— 14 Ocak 1985'te Oş bölgesi Alay ilçesi Sogondu köyünde doğdum. 2001'de Sarban Caanbaev Ortaokulu'nu bitirdim ve Oş Beşeri Bilimler ve Pedagoji Enstitüsü'nün beden eğitimi fakültesine girdim, burada beden eğitimi öğretmeni diploması aldım. 2004 yılında Oş bölgesel voleybol takımına katıldım. 2007-2009 yıllarında Oş Teknoloji Üniversitesi Beden Eğitimi Fakültesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştım. 2011 yılından beri Oş Devlet Üniversitesi Pedagoji ve Beden Eğitimi Fakültesi'nin fakülteler arası beden eğitimi fakültesinde öğretim görevlisi olarak çalışıyorum ve o zamandan beri Oş Teknoloji Üniversitesi kadın voleybol takımının baş antrenörlüğünü yapıyorum.
![]()
— Siz bugün sporda yerini bulan bir antrenörsünüz. Bu yolculuk nasıl başladı?
— Bu yol çocukluğumda, Sogondu köyündeki okulda başladı. Spora ilgim erken yaşlarda başladı. Küçük yaşlardan beri çevik ve hareketliydim. İlk başta atletizmle uğraşıyordum, ancak 8. sınıfta voleybola ciddi olarak ilgi duymaya başladım. O zamandan beri spor hayatımın ayrılmaz bir parçası oldu.
— Çocukluğunuzda hangi olay sizi şu anki mesleğinizi seçmeye teşvik etti?
— Okuldaki beden eğitimi öğretmenim Tolkun hocam, üzerimde büyük bir etki yarattı. Onun insani nitelikleri, kendine güveni ve profesyonelliği bizim için harika bir örnek oldu. O zaman bir hayalim oldu: “Ben de aynı öğretmen, aynı antrenör olabilirim.” Bugün bu hayali gerçeğe dönüştürüyorum.
![]()
— Voleybol sizin için sadece bir spor değil, bir meslek haline geldi. Bu seçimi yapmak kolay mıydı?
— Tabii ki kolay değil. Voleybol, büyük disiplin ve sürekli çalışma gerektiren bir spor. Ama ben bu yolu bilinçli olarak seçtim. 2004 yılında bölgesel takımda oynarken, sporda sorumluluk ve rekabetin ne demek olduğunu derinden anladım. Bu deneyim beni antrenörlüğe hazırladı.
— Kırgızistan'da kadın antrenörlerin çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
— Bu büyük bir sorumluluk. Spor dünyası erkeklerin hakimiyetindedir. Bu nedenle, sözlerle değil, çalışarak ve sonuçlarla yerinizi kanıtlamanız gerekir. Zamanla, yaptığınız işler kendiliğinden konuşur.
— Kadınlarla çalışırken en zor olan şey nedir?
— Kızların psikolojisi hassastır. Bazen yaşam koşulları oyuna etki eder. Bir koç olarak, onlara sadece taktik öğretmekle kalmayıp, onları dinlemek ve anlamak da benim görevimdir.
![]()
— Takımı zafere götürmek için sizin için değişmez bir ilke var mı?
— Evet, var. Disiplin ve karşılıklı saygı. Takım oyununda takımın hedefi kişisel çıkarların üzerinde olmalıdır. Disiplin olmayan yerde sürekli zafer de olmaz.
— Üniversite, “Üniversite” kadın spor kulübünün sporcularına ne tür destek sağlıyor?
— Üniversite bize her türlü desteği sağlıyor. En önemlisi, takıma katılan öğrencilere sözleşme ödemelerinde indirim, burslar ve yurtta kalma sorunlarının çözülmesi, sporcular için büyük bir teşvik. Bu destek, öğrencilerin eğitim ve sporu bir arada sürdürmelerini sağlıyor, hem sosyal hem de ahlaki açıdan onları güçlendiriyor. Sonuç olarak, sporcular küçük yaşam sorunlarına dikkatlerini dağıtmadan antrenmanlara ve yarışmalara hazırlanmaya tamamen odaklanabilirler. Üniversitenin bu sistematik desteğinin, takımın istikrarlı büyümesine ve yüksek sonuçlar elde etmesine doğrudan etkisi olduğunu söyleyebilirim.
![]()
— Kazandığınız “Spor Ustası” ve “Beden Eğitimi ve Spor Alanında Üstün Başarı” unvanları, sizin azimli çalışmanızın sonucudur. Gelecekte hangi zirvelere ulaşmayı hedefliyorsunuz?
— Her unvan, sorumluluk demektir. Bir sonraki hedefim, “Onurlu Antrenör” unvanını almaktır. Şu anda gerekli standartları karşılıyorum.
![]()
— Anne, koç ve öğretmen olmak üç farklı dünyadır. Bu rolleri nasıl bir arada yürütüyorsunuz?
— Bazen anne olarak kendimi suçlu hissediyorum. Çocuklarıma yeterince zaman ayıramıyorum. Ama kocamın desteği olmasaydı bu yükü taşımam imkansız olurdu. Ailemin anlayışlı olması benim en büyük zaferim.
— Çocuklarınız spora nasıl bakıyor? Onların seçimlerini etkiliyor musunuz yoksa spor yapmalarına izin mi veriyorsunuz?
— Hayır, onlar kendileri seçimlerini yaptılar. Biz sporcu bir aileyiz, ama çocuklarım voleybol yerine futbolu seçtiler. Şu anda iki oğlum da Oş şehir takımının 15 ve 17 yaş altı yaş gruplarında ana kadroda oynuyorlar. Büyük oğlum Damirlan, futbol dalında spor ustası unvanı için aday.
![]()
— Günümüzün gerekliliklerine uygun olarak genç sporculara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
— Sporla ilgilenmekle kalmayıp, eğitim almayı da ihmal etmemek gerektiğini söyleyebilirim. Sağlık, bilgi ve kendine özen göstermek, gelecekteki başarının garantisidir.
— Kırgızistan voleybolunun geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?
— Son yıllarda olumlu gelişmeler gözlemleniyor. Kızlarımız Asya Kupaları'na katılmaya başladı ve şampiyon oluyorlar. Bu bize büyük umut veriyor.
Nurzat İsmailova'nın hayat hikayesi, sporda başarının tesadüf değil, sıkı çalışma ve disiplinin sonucu olduğunu kanıtlıyor. Onun için antrenörlük, gençlerin karakterini şekillendirmek, onlara sorumluluk bilinci aşılamak ve kendilerine güvenmelerini sağlamak anlamına geliyor.
Eş, anne ve öğretmen olmak üzere üç önemli görevi bir arada yürüten Nurzat, çalışmalarıyla kadınların sporda da yeri olduğunu gösterdi. Onun liderlik ettiği takım, sıkı çalışmanın sonucu ve Kırgızistan voleybolunun geleceğine yapılan bir katkıdır.
Zafer bir gecede gelmez. Disiplin, özgüven ve sıkı çalışmayla başlar.
Söyleşi: Zinagül Nuraliyeva.